Çarşaflı Hanife! (3)

Çarşaflı Hanife! (3)
Çarşaflı Hanife! (3. Bölüm)

Hanife saf bir kadındı. Resim ve videoları gözünün önünde silince hepsinin gittiğini sanıyordu. Ama en basiti ona cep telefonumda çıplak resmini gösterdiğimi bile unutmuştu. O gece gözüme uyku girmiyordu bir türlü. Aklım ondaydı. Ayaküstü güzel bir sikiş yaşamıştım ve tadı damağımda kalmıştı. Saat 02:00’ye doğru kalktım ve salona geçtim. Cep telefonumu alıp Hanife’nin çıplak resimlerine baktım bir süre.

Aklıma bir fırlamalık geldi. Daha önce kızının cep telefonunu tamir ederken telefondaki kayıtlı numaralarını almıştım ve bu numaralardan biri de Hanife’ninkiydi. Numarayı da tabletime kaydetmiştim. Hemen benimle beraber evden işe işten eve gidip gelen tabletteki numarayı telefonuma kaydettim. Hanife’nin Whatsapp kullandığını gördüm. Profil resmi olarak küçük kızının resmini koymuştu.

En son saat 23:30’da girmişti Whataspp’a. Hemen o resimleri gönderdim kendisine. Kocası nasılsa İstanbul’daydı. Korkmamı gerektirecek bir şey yoktu. Resimlerin ardından, “Bilgisayardan sildim, ama telefonumdakileri ne yapacaksın?” diye yazdım. Ne cevap vereceğini merak ediyordum.

Bu saatte uyuyordur, sabah görünce bakalım ne olacak diye düşünürken, bir dakika kadar sonra, “Orospu çocuğu, Allah belanı versin!” diye bir mesaj yazıp gönderdi. Anlaşılan Hanife’nin de gözüne benimki gibi uyku girmemişti. “Resim ve videoların kopyaları elimde, seni bundan sonra ne zaman istersem sikecem!” diye yazdım. Hanife cevap olarak küfürlü mesajlar yazıp durdu. “Kocan seni çekerken hiç böyle asabi değildin!” dedim ve sonuna kahkaha figürleri ekledim. O çok sinirliyken ben çok rahat ve keyifliydim.

Ona, “Bugünkünü kabul etmiyorum. Seninle yatakta adam gibi sikişmek istiyorum. Ya kabul edersin yada şimdi resimlerini koyarım internete!” diye yazdıktan hemen sonra telefonum çaldı. Hanife yazmak yerine doğrudan aramayı tercih etmişti. Oldukça öfkeli ama fısıltılı bir sesle bana ana avrat küfürler savurdu. Bense hiç sesimi çıkarmadan dinledim onu. Küfürlerin ardından, “Ne istiyorsun benden? Üç çocuğum var, sen nasıl bir adamsın, hayatımı mahvedeceksin!” deyince, “Öyle bir niyetim yok, sadece senden hoşlanıyorum!” dedim. “Allah belanı versin senin!” dedi, telefonun ucunda ağladığını duyuyordum.

“Kocan niye böyle bir şey yaptı?” dedim ama cevap vermedi. Salonun karanlığında telefonun ucundan gelen ağlamalarını dinliyordum. “Niye böyle bir şey yaptı, sen niye yaptın?” diye sordum bu sefer. “Koray, sana yalvarıyorum, ne olur, Allah rızası için, bırak beni, hayatımı mahvedeceksin, ne olur, çocuklarım var benim, onların başı gözü için, yapma, vazgeç, bu işin sonu iyi olmaz!” deyince, “Ne o, beni tehdit mi ediyorsun?” diye sordum. Cevap vermedi bu sözüme. Ben gene, “Niye böyle bir işe girdiniz, niye yaptınız?” diye sordum. Basit bir karı koca fantazisi miydi bu? Niye yapmışlardı?

Hanife, “Faruk istedi!” deyince, “Niye istedi, fantazi olsun diye mi yaptınız, kendiniz mi izlediniz?” dedim. “Yok, ben bilmiyorum, benden istedi ben de bir şey demedim!” diye ağlamaklı bir cevap verdi. “İyi de sen nasıl kabul ettin?” dediğimdeyse, “Kocam o benim, karşı gelemem. Hem karı koca arasında öyle şeyler olmasında bir şey yok!” dedi ve sonra gene yalvarıp yakardı. “Bunu seninle yüz yüze konuşmak istiyorum, sabah görüşürüz!” dedim ve kapattım telefonu. Belki arar diye bekledim ama aramadı, mesaj da yazmadı.

Faruk abi neden böyle bir şey yapmıştı? Neydi amacı? Karısının o resim ve videolarına bakıp 31 mi çekecekti? Aklım almıyordu bunu. Bu işte bir iş var gibi geliyordu. Yatağa girdim. Karım horul horul uyuyordu. Bakışlarımı tavana diktim. Kocası Hanife’nin çıplak resimlerini çekmiş, sikişirlerken videoya almıştı. Hanife ise sesini çıkartmamıştı buna. Üstelik (Karı koca arasında öyle şeyler olmasında bir şey yok!) diyordu. Nerden baksan garip bir durumdu bu. Görüntüsü, yaşantısı bu yaptıklarına 180 derece zıttı, niye böyle bir işe girmişlerdi?

Sabah saat 10:00 gibi dükkân kepenklerinin kalkmasını duydum. Bakınca kepengi kaldıranın Hanife olduğunu gördüm, yanında kapalı ama onun gibi çarşaflı olmayan bir kadın vardı. Hanife dün kepengi benim kaldırmamı istemişti ama şimdi kendi kaldırıyordu. Ben işime devam ederken aklım Hanife’ye takılmıştı. Acaba bir önlem olarak mı bu kadını getirmişti? Kocası dönene kadar beni kendinden uzak tutmak için yaptığı bir şey miydi? Aklım türlü sorularla doluydu. Saat öğleye yaklaşırken dükkân kapısı açılıp kapandı. Hızlıca kalkıp baktım, Hanife ile beraber gelen kadın gidiyordu. Hanife şimdi tekti yanda. Yanına uğrayıp uğramama konusunda kararsız kaldım.

Ancak birkaç dakika sonra kapı açıldı ve Hanife içeri girdi. Koyu lacivert, peçeli bir çarşafın içindeydi bugün. Burnunun ucundan yukarısı görünüyordu sadece. “Ne istiyorsun benden?” diye kararlı bir sesle sordu. “Sana söyledim ne istediğimi!” dediğimde, “Onu sormuyorum, nereye kadar gidecek senin isteğin?” dedi.

Sonra da, “Metresin olmamı mı istiyorsun?” diye sordu. İlginç bir soruydu bu. “İki gün sonra kocam gelecek, ondan sonra ne olacak, nereye kadar gidecek bu iş, söylesene?” diye devam etti sözlerine. Dünkü utangaç, korkak hali yoktu hiç, çok kararlı ve cesur görünüyordu.

Ben de, “O resimleri, videoları gördüğümden beri aklımdasın. Karıma elimi sürmez oldum, varsa yoksa sen. Nereye kadar gider bilmiyorum ama seni aklımdan çıkartamıyorum!” dedim sözlerine karşılık. Büyük, kahverengi gözlerini üzerime dikti, bir süre bir şey demeden baktı. Ona, “Niye öyle bir şey yaptınız, sizin gibi insanların o tip şeylerle işi ne?” diye sordum. “Bu seni ilgilendirmez!” dedi.

O sıra bir müşteri geldi. Hanife, “Ben başka yerde bozdurayım o zaman…” diyerek başını öne eğip çıktı. Müşterinin yanında para bozdurmaya gelmiş gibi numara yaptı. Müşteri tanıdık bir arkadaşımdı, konuşurken konu konuyu açtı ve bir saate yakın süre geçti. O gittikten sonra bir süre Hanife gelir mi diye bekledim, ama gelen giden olmayınca çıkıp baktım. Dükkân kapısı kapalıydı, Hanife yoktu içerde, gitmişti. Telefon açtım, hemen meşgule attı. Sonra birkaç defa daha aradım, ama hep meşguldü, engellemişti beni. “Ben sana yapacağımı bilirim!” dedim sinirle.

Yarım saat kadar sonra kapıdan içeri girdi. Sinirim yatıştı onu görünce. “Yoktun?” dediğimde, “Kızın okuluna gittim, öğretmeniyle konuştum.” dedi. Sonra yeniden beni ikna etmeye çalışan sözler söyledi. Ama bu sözlerinin bir önemi yoktu benim için. “Boşuna konuşma, ben söyleyeceğimi söyledim sana!” dedim. Gözlerinde yaşlar belirdi. Ona, “Senin bu duruma düşmenin sorumlusu ben değilim, kocan. Eğer kocan bu salaklığı yapmasaydı sen bu durumda olmazdın. Benim yerimde hangi erkek olsa aynısını yapar, senin gibi bir kadına sahip olma fırsatını aklı olan kimse tepmez!” dedim. Hiçbir şey demedi bu sözlerime.

“İçerisi müsait!” dediğimde de bir şey demedi, sanki dilini yutmuştu Hanife. Bedeni buradaydı ama aklı ve ruhu başka yerdeydi. “Beni duydun mu?” demek zorunda kaldım. Sakince, “Kapıyı kapatıp geliyorum.” dedi ve çıktı. Bense birazdan yaşayacağım sikişmenin zevkiyle ellerimi çırptım. Hanife 2-3 dakika sonra içeri girdi ve benim bir şey dememe kalmadan arka tarafa geçti. Dışarı baktım, sokak boştu, görecek kimsenin olmadığına emin olduktan sonra kapadım kapıyı ve kilitledim.

Arkaya geçince Hanife’yi sandalyede oturur buldum. Ayağa kalkınca, “Gerek yok, otur!” dedim ve hemen önünde soyunmaya başladım. Hanife yeniden sandalyeye oturdu, ben soyunurken gözlerini yere dikti. Az sonra üzerimde giysi olarak sadece çoraplarımla kaldım. Sikim sertleşmişti çoktan. Sikimi sıvazlarken Hanife’ye, “Kocana yaptığın gibi yap, ağzına al!” dedim emreder gibi. Hanife oldukça sakin ve uysal davranıyordu. Peçesini çenesinin altına indirdi, ben sikimi sıvazlarken, ince, pembe dudaklarını araladı.

“Hadi, al ağzına, durma öyle!” dedim. Hanife öne eğdiği başını kaldırdı ve araladığı dudaklarının arasına sikimin kafasını aldı. O an vücudumdan büyük bir elektrik akımı geçti sanki. İnce narin dudakları sikimin kafasını çepeçevre sarmıştı. Bir süre öyle durdu, hiçbir şey yapmadı.

Islak, sıcak dilini sikimin kafasında hissettim az sonra. Elleri dizlerinin üzerinde, sikime hiç dokunmadan sakso çekiyordu Hanife. Kocasının çektiği resimlerde acemi görünürken şimdi pek de öyle olmadığını fark ettim. Sadece sikimin kafasını ağzına almış olsa da dilini ustaca kullanıyordu. Elimi başına attım. Tüm vücudunu saran yumuşacık çarşafının altındaki saçlarını hissettim, başını okşadım. Bu sırada Hanife yumuşak, uysal haliyle saksosuna devam ediyordu. Sanki başına gelenleri kabullenmiş gibiydi.

“Çok güzel, işte böyle, devam et, nerde öğrendin böyle yalamasını?” dedim aldığım zevkle. Ancak Hanife’den ses çıkmıyor, sadece işini yapıyordu. “Elinle tut, okşa onu!” dediğimdeyse sol elini kaldırıp sikimi kökünden kavradı. Tıpkı resimde kocasının sikini tuttuğu gibi tuttu. Yumuşak, beyaz eli sikime dokundukça aldığım zevk katlanıyordu. Harika bir duyguydu bu. Sikimin sertliği tavan yapmıştı artık, bir an önce amına girmek için yanıp tutuşuyordum. Ancak Hanife’nin diğer elini de sikime atmasıyla beraber biraz daha sabırlı olmam gerektiğini anladım.

Her iki eliyle sikimi tutuyordu şimdi. Pembe dudakları sikimin kafasıyla birleşmişti sanki onları hiç ayırmadan devam ediyordu işine. Pamuksu, beyaz ellerinin dokunuşları beni daha da azdırıyordu. Başını okşuyordum durmadan. Onu çıplak görmeyi çok istiyordum, ama bu kapalı halinin de ayrı bir güzelliği ve çekiciliği vardı. İpek gibi yumuşak ve kaygandı çarşafı, ellerim üzerinde kayıyordu.

Aldığım zevkle gözlerimi kapatmışken birden taşaklarımda Hanife’nin elini hissettim. Sol eli sikimde, sağ eliyse taşaklarımdaydı. Sertleşip şişmiş taşaklarımı bir ineğin yada koyunun memesini sağar gibi çekiştiriyordu. Başını tutup bana bakmasını istedim, koca kahverengi gözlerini benimkilere dikti. Sonra da kendini geriye çekip, “Tamam mı?” dedi kararlı bir sesle. “Tamam!” dedim başımı sallayarak.

Ben bir şey demeden kalktı ayağa ve dünkü gibi ellerini tezgâha koyarak domaldı hemen önümde. Çarşafının alt eteğini altına giydiği eteği ile birlikte kaldırdım. Dünkü bordo eteğini giymişti, ancak dünden farklı olarak erkek çorabına benzeyen ve baldırlarına gelen siyah kalın çoraplar vardı ayağında. Kalın tabanlı siyah ayakkabılarıysa yine ayağındaydı.

Çarşafını ve eteğini tamamen kaldırdığımdaysa bir sürpriz bekliyordu beni, altında külot yoktu. “Külot giymedin mi sen?” diye sorduğumda, “Aptal aptal konuşma, çıkardım, dükkânda!” dedi yanıt olarak. Dolgun beyaz götü ve şimdiden ayrık duran amı karşımdaydı. Kasıklarında hafif bir ıslaklık vardı, terlemişti belki de.

Çarşafla eteğini topladım belinde, sikimi sıvazladım. Zaten Hanife’nin dili ve dudakları sayesinde taş gibi sertleştiğinden sıvazlamama gerek kalmamıştı. Götünün derin yarığına sürtmeye başladığımda yerinde kıpırdar gibi oldu. Sonra da hareketsiz şekilde kaldı, sadece önüne bakıyordu. Göt yarığında aşağı yukarı sürttüm sikimi. Saksodan çok daha güzel, çok daha ateşli ve zevk verici bir deneyimdi bu.

Ellerimle ayırdım göt yanaklarını daha sonra ve amının etli, kararmış dudaklarına sürttüm bu sefer de. Dünkü gibi ani ve hızlı bir sikiş olmaması için çabalıyordum. Hanife’nin amının dudakları şişmiş gibiydi, sikimin kafası dokundukça rüzgârda titreyen birer yaprak gibi oluyorlardı. Ancak Hanife, “Tamam, hadi, sabaha kadar kalamam burada!” deyince, “Tamam be, sen de zevkten anlamıyorsun!” dedim. “Zevk istiyorsan git karını sik!” dedi karşılık olarak. Hanife yeniden sinirlenmeye başlıyordu.

“Az belini eğ, bacaklarını biraz daha aç!” dedim. Hemen dediğimi yaptı, ancak sikimi amına sokmadan başını yana çevirip, “İçime boşalma, dün öyle yaptın, benim başımı derde sokma!” dedi. “Tamam, dikkat ederim!” dedim yanıt olarak. Dün aldığım zevkle boşalırken sikimi amından çıkaracak halde değildim, ama dediği gibi dikkat etmem gerekiyordu.

Sikimi tuttum kafasından ve yavaş yavaş bastırmaya başladım. Dünkünden daha rahat şekilde sikim amına girmeye başlamıştı. Ve sonunda yarısından fazlası girdiğinde ağır hareketlerle gidip gelmeye başladım içinde. Ellerimi kalçalarına attım, her saniyenin tadını çıkartmak istercesine yavaş yavaş sikiyordum Hanife’yi.

Dolgun, beyaz kalçalarını ve göt yanaklarını okşuyordum. Çarşafla eteğini biraz daha kaldırdım yukarı. Siyah tüylerle kaplı bel çukuru göründü. Eteğin üzerine beyaz atlet gibi bir şey giymişti. Amı sıcak ve kaygandı. Dün hemen sulanmadığından canı yanmıştı, ama şimdi amının kayganlığı buna engel oluyordu. Hanife zevk mi almıştı da amı sulanmıştı, yoksa başka bir şey miydi bilmiyorum, ama aldığım zevki perçinleyen bir şeydi bu. Ağır hareketlerimi yavaş yavaş hızlandırmaya başladım. Sikim amına daha çok girip çıkmaya başlamıştı, nerdeyse dibine kadar giriyordu.

Hanife olduğu yerde sabit şekilde durmaya devam ediyordu gene. Amı sulanmış ama kendisi odun gibi hareketsizdi. Sikim amında olduğu halde sağa sola oynattım. Amının kaygan duvarlarına sürttüğüm sikim onu biraz olsun hareketlendirdi. Sadece kendim zevk almak istemiyor, onun da almasını istiyordum. Daha da bastırdım sikimi, sonunda köküne kadar girdi amına. Bir süre bekledim o şekilde, sonra da tamamen çıkardım amından. Hanife, “Ne oldu, geldin mi, içime mi boşaldın?” diye sordu başını çevirip.

“Yok, daha değil!” dedim keyifle ve yeniden amına soktum sikimi. Gene dibine kadar girince bekledim. Bazen yavaş bazen hızlı şekilde sikmeye başladım. Amının etli dudakları sikim içinde gidip geldikçe bir açılıp bir kapanan birer kapı kanadı gibi hareket ediyordu. Amının yakıcı sıcaklığı sikimden tüm vücuduma yayılıyor, her yerim zevk dalgaları ile sarsılıyordu.

O sıra dükkânın camlı kapısına birisinin vurduğunu duydum. İkimiz de bir an korkuya kapıldık, sikimi amından çıkartırken Hanife de doğruldu. “Tamam, yeter, yakalanacağız şimdi!” dedi korkuyla. “Korkma, sessiz ol, birazdan gider her kimse, bizi göremez zaten!” dedim.

Birkaç kez daha cama vuruldu, ama sonra sesler kesildi. Ucuz atlatmıştık. Hanife doğrulmuş, üstünü başını topluyordu. Gitmeye çalışınca kolundan kavradım, “Şimdi gidemezsin, hem gidersen görünürsün!” dedim. Korkuyla baktı bana, “Hayatımı mahvedeceksin, yeter artık bırak beni!” diyerek kurtulmaya çalıştı.

Daha sıkı tuttum kolunu. Yumuşak çarşafın altında sanki bir şey yoktu, kolunun dolgun etini hissediyordum kolayca. “Bana bak, tepemi attırma, geç şöyle!” dedim. Hanife kolunu kurtardı elimden, bir şey demeden yeniden domalacakken, “Öyle istemiyorum!” dedim. Şaşırmış gibi bakınca, “Ben sandalyeye oturunca sen de önümde domalacaksın!” dedim ve sandalyeye oturdum.

Havaya dikili halde duran sikimi sıvazlarken ona, “Şu üzerindekileri çıkart, böyle olmuyor!” dedim. Hanife benimle sikişiyor olsa da karşımda soyunmak istemiyordu, itiraz etti. “İyi, tamam. O zaman şöyle önüme geçip de domal!” dedim. Bu kez itiraz etmedi, önüme geçti. Çarşafını ve altındaki eteğini belinde topladı, alta düşmemesi için de önden bağladı. “Nasıl olacak böyle?” diye sorunca, “Eğil iyice, ellerini yere koy!” dedim. Hanife tam önümde eğildi, ama ellerini yere değil de eski malzemeleri koyduğum karton kutuya dayadı.

Bacaklarımı açtım iyice ve kalçalarından tutarak kendime çektim, “Az geri gel!” dedim. Geriye doğru bir iki adım attı. Göt yanaklarını tutup ayırdım, amı tam sikimin hizasındaydı şimdi. “Ellerini dizlerime koy, yavaşça otur!” dediğimde Hanife dediğimi yaparak ellerini dizlerime attı ve sonra da oturdu. Tabii otururken sikim amına giriyordu. Tamamen oturduğunda sikim amına gömülmüştü.

Domalırken aldığım zevkten daha fazlasını alıyordum bu pozisyonda. Ona, “Yavaş yavaş öne arkaya hareket et!” deyince Hanife o halde olduğu yerde hareketlenmeye başladı. Sikim amının içindeydi tamamen ve Hanife hareket ettikçe amının duvarlarını dövüyordu. Hanife’nin hareketleri saniyeler ilerledikçe hızlanmaya başladı. Zevk aldığını düşünüyordum. Dizlerimi sıkıca tutmuştu. Dolgun beyaz göt yanaklarını kavramış onları sıkıyor, okşuyordum. “Ohhhh, çok güzel, işte böyle, devam et, çok güzel!” demeye başladım. Hanife ise hiç ses etmeden kucağımda oturur halde götünü sağa sola, ileri geri oynatıp duruyordu.

Sonrasında belinden kavradım ve “Şimdi de oturup kalkmaya başla, öyle yap!” dedim. Hanife gene elleri dizlerimde olduğu halde oturup kalkar gibi yapmaya başladığında sikim de amının içinde gidip gelmeye başlamıştı. Ona destek olmak için belinden tutuyordum. Ellerimi çarşafının altına soktum. Karnını ellerimin altında hissederken içine giydiği beyaz atletini de sıyırdım yukarı. Şimdi ellerimin altında şişkin ve dolgun, oturup kalktıkça sallanan memeleri vardı. Sutyen takmamıştı, belki de külotu gibi onu da çıkartmıştı. Onu kendime çektim ve sıkıca avuçladım memelerini.

Hanife bundan hoşlanmış gibiydi. Kendini bana doğru yasladı ve hızlı hareketlerle oturup kalkmaya başladı. Bu anlarda ıslak, terli kasıklarımızın çarpışmasının çıkardığı yoğun ve şiddetli ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleri bulunduğumuz yeri çınlatıyordu. Ellerim karnında, yuvarlak ve dolgun memelerinde, kalçalarında gidip geliyordu. Etli meme uçlarını sıktıkça Hanife’nin hareketleri hızlanıyor ve dudaklarından belli belirsiz sesler çıkıyordu. Zevk aldığına adım gibi emindim.

Onu daha da zevklendirmek için sağ elimi amına attım ve etli amını avuçladım. Sikimin amının içindeki hareketlerini parmaklarımın ucunda hissediyordum. Sol elimse memelerindeydi. Hanife kendini bana yaslıyordu sürekli. Altımdaki ahşap sandalyeden gacır gucur sesler gelmeye başlamıştı. Hanife hızlı hareketlerle oturup kalkmaya ve sikimi amının en derinlerine almaya devam ediyordu. Ancak bir süre sonra yorulmuş olmalı ki hareketleri yavaşladı. Bense memelerini avuçlayıp amını okşamaya devam ediyordum.

“Yoruldun mu?” diye sordum. “Biraz.” dedi. Bir süre hareketsiz kaldıktan sonra kalktı ayağa. Sikim amının sıvıları ile kaplanmış tavandaki floresan lambanın altında parlıyordu. Hanife benden yana döndü ve çarşafıyla eteğini iyice yukarı kaldırdı ve sonra da sikimi tutarak amına hizaladı. Kontrol ondaydı şimdi, sikim amının dudaklarına değerken yavaşça oturdu. Şimdi yine kucağımdaydı, ama bu kez yüz yüzeydik. Sikim kısa bir aranın ardından amındaydı tekrar. Ellerimi göt yanaklarına atarken Hanife çarşafının üst kısmını çekti yukarıya.

İlk defa memelerini çıplak görüyordum. Ellerimin hoyratça sıkıp okşadığı bembeyaz memelerinde kızarıklıklar oluşmuştu. Hanife kucağımda oynayıp sallandıkça iri memeleri de aynı şekilde oynuyor, sallanıyordu. Onları aç bir kurt gibi dişledim, ağzıma aldım. Memelerini emmeye başlarken Hanife’nin elleri sırtımda, saçlarımda geziniyor, başımı sıkıca tutup memelerine bastırıyordu.

Sikim amında, ellerim kalçalarında ve göt yanaklarında, ağzımsa memelerindeydi. Memelerini emmeyi bırakıp pembe dudaklarına yöneldim, onu dudaklarından öpmek istiyordum. Hanife isteğimi anlamıştı, araladığı dudaklarını kanırta kanırta öpüp emmeye başladım. İki eliyle başımı mengene gibi sıkıyordu. Ellerim dolgun göt yanaklarını sıkıyor, avuçluyordu.

Dudaklarından sonra yeniden memelerini emmeye başladım. Onları sıkıca kavramış, sıkıyor ve ağzıma sırayla sokuyordum. Hanife’nin gözleri sımsıkı kapalıydı, hırıltılı inlemeler çıkmaya başladı dudaklarından. Aynı şekilde ben de inliyordum. Gittikçe yaklaşıyordum boşalmaya, onun ısrarla, “İçime boşalma!” demesine rağmen bu gidişle gene içine akıtacaktım döllerimi.

Ve sonunda sarsıla sarsıla, kendimden geçercesine boşalmaya başladım. Kucağımdaki Hanife’den de bu ara yoğun sesler, iniltiler geliyordu. Yüzünün şekli değişmiş, hareketleri farklılaşmıştı. O da benim gibi boşalmıştı. Sonunda ikimiz de birer külçeye dönüştük. O halde kaldık, Hanife sıkıca sarıldı bana, elleri çıplak sırtımda gezindi. Az önceki enerjik halimizden eser kalmamıştı. Muhteşem bir sikiş deneyimi yaşamıştım. Karımla bile böylesi bir şeyi uzun zamandır tatmamıştım.

Ona, “Çok güzeldi, çok teşekkür ederim!” dedim. Kahverengi gözlerini yüzümde gezdirdi, “Hoşuna gitti mi?” diye sordu. “Hem de çok, senin gitmedi mi?” dediğimde cevap vermedi. Ama sonra, “Ne olursun bırak peşimi, bu son olsun, korkuyorum, kendim için, çocuklarım için, ne olur bırak beni!” dedi. Sıkıca sarıldım, “Bu saatten sonra seni ölürüm de bırakmam, böyle bir şeyi yaşadıktan sonra artık vazgeçemem!” dedim. Sessiz kaldı sözlerime karşılık.

Ayağa kalktı. Sikimin üzeri döllerimle ve amının sıvıları ile kaplanmıştı. Halen sertti ama inmişti biraz. Ona, “Gene içine boşaldım, kusura bakma!” dediğimde de cevap vermedi. Üstünü başını düzeltti. Bense sandalyede oturuyor, onu izliyordum. Tam gidecekken geri döndü ve “O şeyleri silecek misin?” diye sordu. “Sen istedikten sonra hepsini silerim, ama seni asla bırakmam!” dedim. Peçesini çekti yukarı, bununla ilgili bir şey diyecek sandım, ama, “Hoşça kal.” dedikten sonra çıktı.

İnanılmaz ve yoğun bir sikişmenin sonrasında çalışacak halim ve gücüm kalmamıştı. Bir an önce eve gidip yıkanmak ve uyumak istiyordum. Bir sigara yaktım. Sigaramı söndürürken Hanife’nin dükkân kepenklerini indirdiğini duydum. O da benim gibi sikişin ardından çalışacak halde değildi.

Eve gittim, yıkanıp girdim yatağa. Ama uyku haramdı bana. Aklım fikrim Hanife’deydi. Karım ve çocuklar televizyon izliyordu. Saat 23:00 gibiyken yanı başımdaki telefonuma bir mesaj geldi. Hanife göndermişti mesajı. “Kocamın gelmesi bir haftayı bulacak.” diye çok kısa ama öz bir mesaj yazmıştı.

Artık Hanife’yi sikmek için şantaj yapmama gerek olmadığının, onun da benden hoşlandığının kanıtıydı bu mesaj…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *