eşimin bankada ….

eşimin bankada ….
Karım bir bankanın müdürüdür. Beş altı kişilik kadrosuyla birlikte küçük bir şubede görev yapmaktaydılar. Çalışanların ücret ve çalışma şartlarıyla ilgili oldukça problemleri vardı.

Buna birde bizim maddi sıkıntılarımız ekleniyordu. Ancak aybaşından aybaşına rahatlıyorduk. Bütün faturalarımızı son gününe zor yetiştiriyor, kimi de faize giriyordu.

Karım, bankaya iki yeni memur almıştı. Ahmet ve Nedim. İkisi de üniversiteyi yarım bırakmış, çalışma hayatına atılmışlardı. Nedim ondokuz, Ahmet’se olsa olsa yirmi yaşındaydı. Her ikisi de sıradan çocukları. Her bankada görebileceğiniz tiplerdendi.

Karım, Suzan, çekici, iki çocuk annesi, otuz iki yaşında, hoş, 1.70 boyunda, 62 kilo ağırlığında bir kadındır. Emmekten hoşlandığım 36 numara memeleri vardır. Alçak gönüllü ve asla sekste vahşi olmayan biridir. Genellikle değişik şeyleri ben denerim ve sikişmeden önce mutlaka ona oral seks uygularım. Tadını aldı mı, öyle güzel şeyler yapar ki. Ama başı çekmede ve yeni şeyler üretmede çok kötüdür. Onun uzun kızıl saçları ve ince beli hep fanteziler kurmama neden olur ama o her zaman ölçülüdür.

Bir akşam, işten sonra birlikte dışarı gitmeyi planlamıştık. Çocuklara annemler bakacaktı. Tam işten çıkacakken acil bir şey oldu ve ben başımdan atamadım. Suzan’ı arayıp randevumuzu ertelemek zorunda kaldım. Bozuldu ama üzerinde durmadı, evde görüşmek üzere telefonu kapattık.

Neyse, iş o kadar çabuk halloldu ki, on dakika sonra özgürdüm. Harika..! Hemen arabama atladım, Suzan’ı iş yerinden aradım, ama cevap vermedi. Sanırım eve gitmişti ve henüz yoldaydı. Cep telefonundan aradım, o da açık değildi. Evi aradım, orada da yanıt yoktu. Tele sekretere mesaj bıraktım. Demek yoldaydı ve nasılsa eve gidiyordu. Ben de eve yöneldim.

Eve giderken bankanın önünden geçtim. Orada karımın arabasıyla birlikte, Ahmet’le Nedim’in de arabaları duruyordu. Alışılmadık bir durumdu, banka kapanalı bir saat olmuştu. Arabayı bankanın otoparkına kırdım. Park bomboştu ve bina tamamen karanlıktı. Neler oluyordu? Alarm açık değilken kullana bileceğim bir anahtar vardı. Ama son kez bir daha telefon açtım, gene yanıt yoktu.

Arka kapıyı kontrol ettim, kilitliydi. Perdelerin arasındaki küçük bir delikten içeriye baktığımda Suzan’ın bürosunun ışığının yandığını gördüm. Büronun kapısı açıktı, fakat içerisini göremiyordum. Küçük salona baktığımda, bankanın alarmının açık olmadığını gördüm. Kapıyı açıp içeri girdim. Kötü şeyler olduğunu düşünerek sessizce yaklaştım. Binada sadece karımın odasının ışıkları açıktı. Ben de yavaşça oraya doğru yöneldim. İçerden bazı sesler geliyordu. Sanki işle ilgili bir tartışma yapılıyordu. Onları ürkütmeden, içerisini görebileceğim karanlıkta kalan bir masanın arkasına geçtim. Sanırım, karım Suzan, randevumuz ertelenince, zaman geçirmek için bu çocuklara işle ilgili tavsiyeler veriyordu. Belki de bir hata yapmışlardı onun için onları fırçalıyordu.

Suzan endişeli bir yüzle masada oturuyordu. “Bunun anlamı ne biliyor musun? Bunun anlamı zimmete para geçirme ve sonu hapishane… üstelik küçük bir tutarda değil” diyordu, Nedim’in sesi.

Ne? Bunlar ne hakkında konuşuyorlar? Zimmet mi? Şok olmuştum. Fakat daha sonra olanlar daha da berbattı.

“Peki, tamam” dedi Suzan, sonra “bu belgeleri bana vermek için benden ne istiyorsunuz?” diye sordu. Yüzlerini göremiyordum ama Ahmet ile Nedim’in birbirlerine baktıklarını görebiliyordum. “Ayağa kalk…” dedi Ahmet. Suzan şaşırmış bir şekilde onlara bakıyordu “Pardon?” diye bildi. “Ayağa kalk dedim duymadın mı? Kalk ve şuraya seni görebileceğimiz şekilde dur” dedi Ahmet masasının yanındaki boşluğu göstererek. Tam önleriydi orası. Karımı görebiliyordum. Her zaman olduğu gibi çok hoş görünüyordu. Uzun fakat seksi yeşil eteğini, beyaz bluzunu, uzun topuklu ayakkabılarıyla ten rengi çoraplarını giymişti. Jartiyer giymemişti ama her zaman olduğu gibi külotlu çorabıyla birlikte külot giymemiştir.

“Eteğini çıkart” dedi Nedim. Hassiktir. Ne yapıyordu bu orospu çocukları. Atlayıp ikisinin de boğazını sıkmak istedim ama zimmetle ilgili detayları biliyordum ve Suzan’ın başına bir şey gelmemesi için durdum.

“Bunun bir işe yarayacağını sanmıyorum” dedi Suzan. “İyi o halde hapse git” dedi Ahmet ayağa kalkarken. “Bekle, tamam, istediğini yapacağım” dedi Suzan telaşla. Ahmet geri döndü ve yerine oturdu. Suzan derin bir nefes aldı ve elini arkasına uzatıp önce düğmesini, ardından da eteğinin fermuarını açtı. İnanamıyordum, karım bu iki öküzün önünde eteğini sıyırıp çıkaracaktı. Ve yine inanamıyordum, eteğin fermuarının sesini duyar duymaz sikim aniden sertleşmişti.

Sonra parmağını eteğinin kemerinden içeri sokup, yavaşça ayak bileklerine kadar indirdi. Sonra eteğin içinden çıkıp ayağıyla eteği havaya kaldırdı ve eline aldı. Dönüp eteği koltuğun üzerine koydu. Koltuklarında kıvranan çocukların şoka girdiğini söyleye bilirdim. Karım döndü ve yüzlerine baktı. Külotlu çorabın altındaki minik beyaz slip, karımın harika amını görmelerini engelliyordu.

“Bu daha başlangıçtı” dedi Nedim. “Fakat bu slip engelliyor. Onunla ilgi bir şeyler yapsan iyi olacak” diye devam etti. Suzan endişeli endişeli bakıyordu, fakat bu çocukların niyeti bozuktu. Daha ilk başta gözlerini slipe dikmişlerdi. Karım çok tahrik edici bakıyordu. Bluzu amını örtecek kadar uzundu ama yeterli değildi.

“Eğlence başlıyor” dedi Ahmet. “Bana tecavüz etmenize izin vermeyeceğim… Eğer böyle bir şey düşünüyorsanız…” dedi Suzan.

“Sakin ol” diye sözünü kesti Nedim. “Sana zor kullanarak bir şey yaptırmaya niyetimiz yok, sadece kız arkadaşlarımızın yapmak istemedikleri bazı şeyleri deneyeceğiz.” Suzan bakışlarını adamların gözlerine dikti, akıllarından ne geçirdiklerini tahmin etmeye çalıştı. Nedim “Şimdi, bluzunu ve sutyenini çıkar ve masanın kenarına otur” dedi.

Karımın dediklerini yapacağına ihtimal vermiyordum. Bunu yapmayacak ve burada duracaktı. Ama gene yanılmıştım. Bluzunun düğmelerini çözdü, beyaz sutyenini zorlayan memeleri ortaya çıktı. Çocuklar kıpırdamadan izlerken o sutyenini de çıkardı. Memeleri serbest kalıp dışarı fırlamışlardı. Çocuklar kendi yaşıtlarında hiçbir kızda bu kadar büyüğünü görmemişlerdir…

Suzan hiçbir şey söylemeden çocuklara bakmaya devam ediyordu. Ayağını çapraz yaparak masanın üzerine kayıp oturdu. Nedim “Tamam şimdi sıra bizde” dedi ve ikisi birden ayağa kalkıp gömleklerini çıkardılar. Atletik vücutları vardı. Ama Suzan onlara aldırmadı bile. Karımın gözleri Ahmet’in belirgin göğüslerine kaymıştı. Ahmet onları şişirerek “Bak gör, sanırım eğlenceye buradan başlayacağız” dedi. “Şimdi arkaya yaslan ve bacaklarını ayır” diye seslendi Nedim. Suzan onlara baktı ve “bana ne yapacaksınız” diye sordu. “Biz san bir şey yapmayacaksın, sen kendine yapacaksın” dedi Ahmet ve “bizim için amını ovalamaya başla…” diye açıkladı.

Suzan önce tereddüt etti. Kendi kedini okşamaktan hoşlanırdı. Gerçekten de bu onları kendisinden uzak tutmaya yarayabilirdi ve belki de, en azından kendisi de zevk alabilirdi. Sonra elini aşağı uzatıp, amını, külotlu çorabının üzerinden yavaş yavaş okşamaya başladı. Bacaklarını hafifçe ayırmıştı, ama Nedim daha fazlasını görmek istiyordu. Uzanıp karımın sağ ayağının bileğinden tutup daha yukarı kaldırdı ve bacaklarını biraz daha açtı. Suzan, Nedim’e baktı ve sol ayağını yukarı doğru kaldırarak, bacaklarını iyice açtı ve külotlu çorabının altından harika amını gösterdi. Sonra sol kolunun üzerine, geriye doğru uzanıp, çorabının üzerinden amının dış taraflarını okşamayı sürdürdü.

“Harika” dedi Ahmet “Ben de kendimi rahatlatmalıyım” diyerek, külotunu sıyırdı. Tam açısından bakıyordum ve ortalama, 14-15 santim uzunluğunda bir sike sahip olduğunu gördüm. Suzan da gözlerini aşağıya çevirerek herifin sikine bakmaya başladı. Nedim de soyundu, fakat onun siki en az yirmi santim vardı. Her ikisi de, iyice sertleşmiş yarraklarıyla karımın önünde durmuşlar, kendi kendisini okşamasını seyrediyorlardı. Diye bilirim ki Suzan rahatlamış, adamlara beklediklerinden daha hoş bir gösteri sunuyordu. Suzan oldukça namuslu görünürdü. Ama şimdi iyice canlanmış ve azmış bir sokak orospusuna dönmüştü.

Derken Suzan ayağını uzatıp her ikisini de sikine değdirdi. Bu anlar için de benim için de sürpriz olmuştu. Ayağının parmaklarını heriflerin aletleri üzerinde dolaştırmaya başladı. Çocuklar gene şok olmuşlardı. “Bu hoş yarrakların biraz ilgiye ihtiyacı var galiba çocuklar, hadi ne bekliyorsunuz?” diye sordu baştan çıkarıcı bir sesle.

Ahmet aşağı doğru uzanıp, taşaklarını tuttu ve diğer eliyle de sikini sıvazlamaya başladı. Nedim daha saldırgandı. O da sağ eliyle hızlı hızlı sikini tokatlarken diğer eliyle de karımın sağ ayağının bileğinden tuttu. Sonra döndü ve sikini gövdesini karımın baldırlarına sürtmeye başladı. Sikimin bir çoraba sürtünmesi bana çok heyecan verir, demek ki Nedim de aynı şeyleri hissediyordu şimdi. Benimkinden başka bir sike dokunmak, karımda bir şeyler başlatmıştı, zira Suzan elini külotlu çorabının içine sokup amını parmaklamaya başlamıştı.

Nedim karımın bacağını okşamaya devam ederken, Ahmet de ona dokunmak istedi. Elini baldırlarından, kalçalarına doğru kaydırdı. “ohhh bacakların harika ve çok biçimli” diye söyledi. “Biçimli yerim sadece orası değil” diye karşılık verdi Suzan.

Suzan elini külotlu çorabının içinden çıkardı ve oturdu. Uzanıp iki eline iki siki alıp okşamaya başlayınca, ben göçtüm. Çocuklar, karımın elinin içine boşalacak gibi görünüyorlardı. Bu beni daha da tahrik etti. İyice sertleştim. Sikimi pantolonumun üzerinden ovalamaya başladım. Bu hayatımda yaşadığım en muhteşem duyguydu.

“Ben ne yapacağımı biliyorum” dedi Nedim. Masanın yanına geçti ve ayakta dikildi. İri yarrağı masanın üzerine doğru duruyordu. Gövdesinden tutup Suzan’a doğru uzattı ve “yala” dedi. Bir kelime daha söyletmeden Suzan masının üzerinde döndü ve dört ayak üzerine durdu. Kalçaları havaya, Ahmet’in yüzüne doğru dikilmişti. Suzan Nedime bakıp, hiçbir şey demeden, sikini tutup ağzına aldı. Karım, bu işten kellesini verecek kadar nefret eden kadın, bu çocuğun yarrağını bir puro gibi yalıyordu. Nedim karımın başından tutup gözlerini kapamıştı. Karımsa bir yandan siki emerken diğer yandan da gövdesini avucuna almış aşağı yukarı okşuyordu.

Karım arkadaşını emerken, Ahmet de karımın götünü ve kalçalarını külotlu çorabı üzerinden okşuyordu. Nedim, gülerek arkadaşına baktı ve “ yerinde olsan ne yapacağımı çok iyi biliyorum” dedi. Ahmet ise bu otuzyedi yaşındaki, iki çocuklu, evli kadına, kendilerine sürpriz yaşatan bu kadına bakıyordu. Derken Ahmet parmağını karımın külotlu çorabının bel lastiğinden içeri soktu ve kalçalarının üzerinde baldırlarına kadar sıyırdı. Sıcacık ve ıslak amı gözler önüne serilmişti. Ahmet külotlu çorabı öylece bırakıp, kendi işaret parmağını yaladı ve yavaşça karımın içine doğru kaydırdı. Bu hareket Suzan’ın zevkle titreyip ürpermesine neden olmuştu. Karım, nedim yarrağı üzerinde çalışırken bir yandan da Ahmet’in parmağı tarafından sikiliyordu. Nedim uzanıp, iri memelerini okşamaya başlayınca, karımın meme uçları anında sertleştiler.

Ahmet bu görüntüden o kadar etkilenmişti ki, sikini ovalamayı gittikçe hızlandırmıştı. Ama sonra kendi kendine boşalmamak için, hareketini durdurdu. Nedim, ana bakarak, “Hey, eğer boşalacaksan yerlerimizi değişelim, orospuyu istediği gibi sikebilirim” dedi. Sonra karımın kafasına uzanıp tutarak, “Arkanı dön bebeğim, sen yeterince eğlendin” dedi. Suzan Nedim’in sikini ağzından çıkardı ve taşaklarını yalamaya başladı. Sonra dilini yukarı doğru kaydırarak, bütün vücudunu yalayarak, adamın dudaklarına kadar ulaştı. Suzan adamın sikini okşamaya devam ederken ateşli bir şekilde bir süre öpüştüler.

Sonra Suzan, kalçaları üzerine dönüp oturarak, ayakkabılarını ve külotlu çorabını çıkardı. Sonra arkasını Nedime dönerek masasının üzerinden aşağı kayıp, karnı ve omuzlarını üzerine koyarak yüzüstü masanın kenarına uzandı. Ahmet’in küçük siki önünde duruyordu. Uzandı ve yavaş yavaş okşamaya başladı. Ahmet, titreyen bir ses tonuyla “daha önce hiçbir kadın sikime dokunmamıştı…” dedi. Suzan gülümseyerek “o zaman şimdi asla unutamayacağın şeyler yapayım” diyerek, Ahmet’in yarrağının hepsini, bir harekette ağzının içine aldı. Nedim “Ohhhh, çok güzel, sen küçük bir orospusun” diye konuşmaya katıldı. Ahmet’in sikini yalarken de bir eliyle de ağzının dışında kalan kısmını tutmuş, okşuyordu. Diğer eliyle de bacaklarının arasından geriye uzanmış götünü ve amını okşuyor, amının dudaklarını aralıyordu. Birden ağzındaki siki yalamayı bırakıp Nedim’e döndü ve “ne bekliyorsun?” diye sordu. Nedim gülümsedi ve sikinin başını amına dayayıp bastırdı. Nedim 20 santimlik kaya gibi sert yarrağını karımın içine doğru kaydırırken, o da dönüp Ahmet’inkini yalamaya devam etti. Bir yandan yalıyor bir yandan da “Mmmmmm” diye inliyordu.

Nedim karımı kalçalarından yakalayıp, amının içinde ileri geri gitmeye başlamıştı. “Ahmet’i boşalt ve spermlerini yut…” dedi Nedim emredercesine. Ahmet zaten kendini zor tutuyordu. Arkadaşı arkadan amını sikerken o da kalçalarını ileri geri hareket ettirerek karımı ağzından sikiyordu. Derken Ahmet, karımı başından yakalayarak, sikini, gırtlağına kadar soktu. O kadar şiddetli bastırmıştı ki, Suzan masanın üzerinde kalabilmek için iki eliyle kenarlarından tutmak zorunda kalmıştı. Ahmet gerildi ve patladı. Birkaç saniye sakin kaldı, sonra yeniden gerildi ve kalanları da boşalttı. O kadar çok fışkırtmıştı ki, Suzan, hepsini yutamadı. Ağzının kenarından sızan spermler çenesine doğru akıyordu. Birkaç damla da masanın üzerine düşmüştü ama Suzan yarrağı ağzından çıkarmadı. Ahmet, maraton koşmuş gibi terlemiş ve nefes nefese kalmıştı. “Ohh Tanrım, aman Allah’ım Müthişti, inanılmazdı..!” diye hırıldadı. Suzan, sikini son kez yalayıp temizleyerek ağzından çıkarmasına izin verince, Ahmet koltuğuna bir külçe gibi yığıldı.

Nedim pompalamaya devam ediyordu. Suzan alnını masaya dayamış, zevkle inliyordu. “Sikişim hoşuna gitti mi?” diye sordu Nedim. “Oohhhh evet, eveeeet, sik beni, daha hızlı ve daha derine sok” diye inleyerek cevap verdi. Sonra Nedim, elini karımın vücudunun altına sokarak, kamburlaştırdı ve karımı kendine doğru çekerek doğrulttu. Şimdi, ikisin de ayaktayken karımı arkadan sikiyordu. Bir eliyle Suzan’ın memelerini okşarken, diğer elide aşağıya kayıp klitorisini okşamaya başladı. “Bu kadınların çok hoşuna gider” dedi tıslayarak, onu okşamayı sürdürürken. Suzan gözlerini kapamış hızlı hızlı soluyordu. Amını ve göğüslerini okşayan adamın elini tutmuş, daha da şiddetli bastırıyor, “Ohhh, beni sırılsıklam yaptım, öyle ıslandım ki” diye iç geçiriyordu.

Bu arada Ahmet de yeniden sertleşmişti. Karımı arkadan siken arkadaşını izleyerek otuzbir çekiyordu. Nedim ona baktı ve “daha hoş şey için harca enerjini” dedi. Ahmet ayağa kalkıyordu ki, Nedim onu durdurdu ve “onu arkadan sikmek en güzeli” dedi. Sonra sikini karımın içinden çıkardı, dışarı çıkan sik karımın amının suyuyla parıldıyordu. Nedim karımı arkasından tutup, Ahmet’e doğru yürüttü. Karım arkası dönük Ahmet’in kucağına doğru eğildi, uzanıp sikini buldu ve yavaşça kendini sikin üzerine doğru indirdi. Sikin kafası amın dudaklarına kadar gelmişti. Ardından tek harekette yarrağı üzerine oturdu, ıslak amcık, yarrağı tamamen yuttu. Karım yarrağın üzerinde yukarı aşağı hareket ederken, Ahmet de onun kalçalarından tutmuştu.

Nedimse, sikini okşayarak önlerinde durup onları izliyordu. Sonra onlara yaklaştı ve sikini karımın dudaklarına sundu. Hiçbir şey demeden, gövdesini eliyle yakalayarak, dilinin ucuyla yarrağın başını hızlı hızlı yalamaya başladı. Ardından Nedim sikini olabildiğince ağzın derinliklerine kadar soktu. Suzan bir puro gibi onu ağzına alıp içmeye başladı.

Ahmet amının içindeki sikinin girip çıkmasını izlerken, bir yandan da karımın kalçalarını okşuyor, masaj yapıyordu. Meraklı bir bakire gibi, parmakları Suzanın göt deliğini buldu. Ahmet’in baş parmağı deliğin üzerine bastırırken, karım hafif hafif inlemeye başladı. “Hoşuna gitti mi?” diye sordu Ahmet. Nedimin siki ağzında olduğundan, homurdanır gibi “uh huhh” dedi. Bu olumlu yanıttı. Yeşil ışığı gören Ahmet, işaret parmağını tükürüğü ile ıslatıp götüne sokmaya başladı. Nedime yalamaya devam ederek, inlemeye başlamıştı. Şimdi bir kameram olsun isterdim. Karım, bir herifin sikini yalarken, bir taraftan arkadan sikiliyor, diğer taraftan da götü parmaklanıyordu. Hayatım da ilk kez sikime hiç dokunmaksızın boşalmaya başlamıştım.

Nedim kendini kaybetmiş “ahhhh geliyoruuuuum” diye çığlık atıyordu. Ellerini geriye uzatıp masaya tutundu. Siki hala karımın ağzının içinde gidip geliyordu. Sikinden çıkan spermleri emiyordu. Yarrak iyice yumuşayana kadar emmeye ve eli ile sağmaya devam etti.

Bütün bu olanlar, Ahmet’ için çok fazlaydı. Parmağını götünün deriliklerine iyice sokuyordu ve amını hızlı hızlı sikmeye devam ediyordu. “Yeniden, gee gee geliyoooorum” diye nefes nefese söylemeye başladı. Bunun üzerine Suzan ayağa kalktı ve yönünü Ahmet’e dönerek dizleri üzerine çöktü. Sikini yakalayıp, hızlı hızlı aşağı yukarı sıvazlamaya başladı. Ardından ağzına aldı. Ama Ahmet aniden ayağa kalktı ve “memelerine akıtacağım” dedi. Suzan istediğine izin verdi ve ellerini kullanarak memesinin üzerinde siki okşamaya devam etti. Yarrak biraz sonra titreyerek boşalmaya başladı. Gerçi ilki kadar sperm çıkmamıştı ama memelerin üzerini kaplamaya yetmişti. Handen elleriyle spermleri memesinin üzerine yayarken, yarrağı ağzına alıp temizlemeye başladı.

“Ohhhh çok ateşlisin…” diye inledi Ahmet.

Suzan ayağa kalktı ve Ahmet’e küçük bir öpücük verdi. “Evraklar n’olacak şimdi?” diye sordu. “Onları hak ettin” dedi ve cebine uzanıp, evrakları çıkardı ve karıma verdi. Oda çantasına yerleştirdi. Sonra “bana başka sürprizlerin var mı?” diye sordu. “Hayır diye yanıtladı Nedim. “Ve biliyorum ki bu heyecanı bir daha yaşayamayacağız” diye devam etti. “Burada olan biteni unutacaksınız değil mi?” dedi Suzan gülümseyerek. Giysilerini giymeye başlayınca, oradan ayrılma zamanım geldiğini anlamıştım.

Bundan sonra her gece eve dönerken, gece çalışması var mı diye hep bankaya baktım. Ama bir daha hiç rastlamadım. Fakat bu, bir daha yaşanmadığı anlamına gelir mi bilmem…?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *