YASAK DUYGULAR 4

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

YASAK DUYGULAR 4
Oğlumu ne kadar telkin etmeye çalışsam da başarılı olamıyordum. Günler boyunca acı çekmişti ve beyni tek bir noktaya takılı kalmıştı. Kız resmen bir şeytan gibi onu mühürlemişti sanki. Bu duruma düşebileceğine normal şartlarda asla ama asla ihtimal bile vermezdim. Günler boyunca odasından çıkmaması, dersleri boşlaması… Bunları bir türlü kabul edemiyordum. Zaten edilebilir gibi de değildi. Bu yüzden iyice sinirlenmeye de başlamıştım. Çünkü o kadar saçma sapan bir durumdu ki, bunun altından kalkamadığı için hem ona hem de kıza çok büyük öfke duyuyordum. Aysel denilen o kaşarın bir şekilde belasını bulmasını ümit ediyordum. Oğluma bu yaptıkları cezasız kalmamalıydı.
Öğlen saatinde çalışırken birden telefonum çaldı. Elimdeki evrağı masanın üzerine bırakarak çantamdan telefonumu çıkardım. Arayan, yabancı bir numaraydı. Tanımıyordum ama sabit bir numara arıyordu. Büyük ihtimalle şirketle alakalı bir aramaydı. Ekrana dokunup, parmağımla yeşil noktaya dokunup açtım.
“Alo?”
Karşımda, tanıdık bir ses vardı.
“Merhaba Sibel hanım, ben Ahmet Öztürk. Caner için aramıştım müsait misiniz?”
Ahmet bey, okulda öğretim görevlisiydi. Caner ile yakından ilgileniyordu. Caner, bir matematik yarışmasında okul adına derece yaptıktan sonra onun için daha fazlasını yapabileceğini söylemişti ve ona yardım etmişti. Özel ders ve gerçekten de etkili bir çalışma sınıfına onu sokmuştu. Normalde öğrendiğinden daha ileride dersleri, daha hızlı bir şekilde alıyordu. O dönem gerçekten de çok etkili bir şekilde çalışıyordu ve onun notlarına da yansımıştı. Özellikle de uluslararası yarışmalarda derece kazanması için çok önemli bir bursu alması adına ona kefil olabileceğini bile belirtmişti. Normalde üniversitelerde öğretmenler, öğrenciler ile pek ilgilenmezlerdi. Ancak Caner’in durumu farklıydı. O, gerçekten başarılı ve parlak bir öğrenciydi ve Ahmet bey de bunu fark edip onun daha iyi bir yere gelmesini istiyordu.
“Tabi ki. Kusura bakmayın numara yabancı olunca tanıyamadım.”
“Ne demek estafurullah olur mu öyle şey. Zaten kendi ofisimden arıyorum sizi. O yüzden normaldir.”
“Teşekkür ederim, Caner iyi mi? Başına bir şey gelmedi değil mi?”
“Hayır, yani kötü bir şey yok şu anda ancak dersten bugün erken çıktı.”
Bugün erken mi çıkmıştı? Hasta da değildi. Hiç huyu değildi… Hele de Ahmet beyin dersinden erken çıkmazdı, onunla çok iyi anlaşıyordu ve dersini de seviyordu.
“Hasta mıydı acaba… Yani sabah bir şeyi yoktu ama?”
“Sibel hanım, benimle de pek konuşmuyor. Aslında onun geleceği ile igili endişeli olduğum için aradım.”
“Evet… Ben de aynı endişelere sahibim. Bu aralar evde çok farklı davranıyor.”
“Emin olun okulda da öyle. Acaba uyuşturucuya mı başladı diye düşünüyorum. 20 gün sonra ilk özel sınıf oluşturulacak ve uluslararası matematik yarışması için öğrenciler sınava girecek biliyorsunuz. Eğer böyle giderse asla ama asla sınavı geçemez…”
Bir an içime bir ağırlık oturdu, resmen nefesim kesilmiş gibi hissetmiştim. Ne kadar kötü bir histi gerçekten, onun ilmek ilmek ördüğü herşeyi elinden lanet bir cadı yüzünden mi gidecekti yani… Okula girerken ayrı, okulda ayrı çalışmıştı. Ben o zamanlar az bir gelire sahip olmama rağmen hemen hemen tüm gelirimi ona yatırmıştım. Dershanelere gitmişti, çok çalışmıştı. Bütün bu emeklerinin bir şıllık uğruna yok olmasına izin veremezdim. Bu telefon, bir yardım çığığıydı adeta.
“Anlıyorum…” dedim düşünceli bir şekilde. “Kesinlikle uyuşturucu kullanmadığına eminim. Kız arkadaşıyla ayrıldı ve bu yüzden bunalıma girdi galiba ama bu akşam onunla konuşacağım. Üstesinden gelmesini sağlayacağım.”
“Teşekkür ederim Sibel hanım, biliyorsunuz onun güzel bir geleceği var. Kız arkadaşıyla ayrılığının bu güze geleceği baltalamasına izin vermemesi gerekiyor bence.”
“Çok haklısınız.”
“Yarın dersimiz var sabah. Ödev verdim zaten çıkmadan önce. Arkadaşlarından öğrenebilir. Lütfen onu yapsın gelsin. 20 gün çok az bir süre.”
“Merak etmeyin, ödevini yapıp gelmesini sağlayacağım.”
Ve de sağlayacaktım. Neye mal olursa olsun bunu yapacaktım. Kafamda net bir plan vardı artık. Normalde buna emin değildim. Hatta delilik gibi de geliyordu ama artık yapmak zorundaydım. Bir anne olarak, onun her zaman yanında olmuştum ve özellikle böyle bir durumda oğlumun gözlerimin önünde eriyip gitmesine izin veremezdim. Bunun için çok genç ve geleceği parlak bir çocuktu.
“Tamamdır. İyi günler dilerim.”
“Ben de. Teşekkürler aradığınız için.”
Telefonu kapattıktan sonra birkaç saniye resmen donup kalmıştım. Bunların olabileceğini tahmin ediyordum ama 20 gün… 20 gün içinde bir sınavı olması inanılır gibi değildi. Bunu çözmem gerekiyordu.
İş yerinde zor zaman geçirdim. Saat beş olduğunda hızlı adımlarla çıktım ve arabama bindim. Eve giderken, kafam hafif dalgındı. Birkaç defa da kaza yapma tehlikesi geçirmeme rağmen dikkatimi yola veremiyordum. Kafamdaki plan tam bir deli işiydi ama oğlum için ne delilik gerekiyorsa da yapardım. Umurumda bile olmazdı. Bu yüzden de yapmam gerekeni yapacaktım. Her annenin yapması gerektiği gibi…
Eve vardığımda, kapıyı açtım ve içeri baktım. Yine ev karanlıktı.
“Caner?”
Ses vermemişti, ama evde olduğunu hissediyordum.
Koridorda yürüdüm. Kendi odama yaklaştığımda onun odasının altından hafif bir ışık geldiğini gördüm. Odama gidip montumu çıkardım. Aynaya baktım, kalem eteğim ve beyaz bluzumla aslında bayağı güzel görünüyordum. Bacaklarımın biraz üzerindeki eteğimin altından bacaklarım ışıldıyordu. Bugün giydiğim kilotlu çorabımın üzerinde değişik desenler vardı.
Kararlı bir şekilde yürümeye başladım ve odasının kapısının önüne geldiğimde derin bir nefes aldım. Bunu yapmalıydım, cesur olmalıydım ve hemen yapmalıydım. 20 gün… Aklımdan çıkmıyordu…
Kapının kolunu aşağı doğru çekip açtım ve karşımda oğlumun şaşkın suratını gördüm.
“Anne! Neden kapıyı çalmıyorsun?”
Panik halinde üzerine örtüsünü örtmüştü. Üst kısmının çıplak olduğu her halinden belliydi.
“Bebeğim… Bugün hocan beni aradı.”
Şakaklarından ter damlaları yavaşça aşağı doğru süzülüyordu. Ne yaptığını biliyordum. Ama istediği sonuca ulaşamıyordu, kendini tatmin edemiyordu. Yüzünden belliydi, kıpkırmızı olmuştu yüzü. Kim bilir ne zamandan beri bunu yapmaya uğraşıyordu…
“Ne! Seni mi aradı?” bir an durdu, hala ekrana bakıyordu ve eliyle büyük ihtimalle açtığı pornoyu kapatmaya çalışıyordu.
“20 gün sonra gireceğin sınava böyle mi hazırlanıyorsun!”
Sesimi bir an kontrol edememiştim. Sonradan pişmanlık duyduğum şeylerin başında Caner’e bağırmak geliyordu. Bu durumdan hiç memnun değildim. Hiç de sevdiğim bir şey olmamasına rağmen bu yaptıklarını aklım almıyordu. Gerçekten beni deli ediyordu. Bir anda böylesine güzel giden bir şeyleri bozacak olması sinir bozucu bir durumdu. Buna izin vermeyecektim.
“Anne… Haklısın ama…”
Yüzü düşmüştü, gözleri yatağının kenarına bakıyordu. Stresli olduğunda hep aynı şeyi yapardı. Ya halı desenlerini inceler ya da anlamsız yerlere bakardı.
“Özür dilerim bir tanem…” dedim yatağının kenarına oturarak. “Sana bağırmamam gerekirdi.”
“Hayır anne…” diye lafımı kesti. “Hak ettim, yaptıklarım doğru değil biliyorum ama… Elimde değil…”
O sırada gözüm ekrana kaydı. Önlemini almıştı. Ekranda Google açıktı. Ben gelince hemen değiştirmiş olmalıydı.
“Hayır bir tanem, bilerek yapmadığını biliyorum. Sen de çaresizsin…”
“Anne yemin ediyorum düzel-”
Tam konuşurken sözünü keserek; “Bir tanem tamam… Biliyorum. Anlıyorum. Sen gerisini annene bırak…” dedim örtüsünü hafifçe kenarından tutup kaldırırken. “Ne izliyordun? Annene anlatabilirsin.”
Refleks olarak örtüyü tuttu ve kaldırmamı engellemeye çalıştı.
“Anne… Ben… Şey… Anne… Bak… Kaldırma onu… Müsait değilim…”
“Biliyorum bebeğim. Annelerden bir şey saklanmaz… Elini çek… Bana bırak. Rahatlat kendini. Annen yardım edecek.”
O sırada parmakları gevşedi ve örtüsünü üzerinden çektiğimde gördüm. Oğlumun erkekliği… Başındaki sıvılar, bilgisayar ekranının parlak ışığı altında parıldıyordu. Düşündüğümden çok daha büyük ve kalındı. Damarları o kadar belirgindi ki…
“Anne…”
“Şşşt… Şimdi sakin ol. Annen seni rahatlatacak. Ama önce bir anlaşma yapacağız…”
Sol elim, erkekliğini kavradığı sırada hafifçe inledi.
Bu delilikti. Biliyordum. Ama yapmam gerekiyordu. Oğlumun gözlerimin önünde heba olmasına izin vermeyecektim.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *