EMİNE TEYZE 8

EMİNE TEYZE 8
Olanlara gerçekten inanamıyordum. Artık Emine teyze resmen elime geçmişti. Ne dersem yapacaktı, ne dersem hem de. Özellikle arkadan hala bakire olduğunu öğrenmek beni başka bir şekilde mutlu etmişti. Mert eve geldiğinde yemek de hazırdı.

“Vay be… Emine teyzenin gelmesi iyi oldu. Baksana hergün ev yemekleri yiyoruz.” dedi.

“Tabi iyi oldu…” dedim koltuğa uzanarak. Ona da göz kırptım.

“Ne diyorsun oğlum? Başka bir şey mi ima ediyorsun?” dedi bana.

“Sağlam karı değil mi… Emine teyze yani….” dedim.

“Ne bileyim… Normal bir kadın işte. İşinde gücünde…” dedi.

“Sana bir şey söyleyeceğim ama aramızda kalacak tamam mı…” diye sordum.

“Tamam…” dedi ve iyice yanıma yanaştı. Gözleri merakla bana bakıyordu.

“Onu dostum yaptım.” dedim sırıtarak.

“Ne dostu?” dedi kaşlarını kaldırarak. Demek istediğimi tam olarak anlamamıştı.

“Bugün… Geldiğinde beni boşalttı. Bana 31 çekti.” dedim.

O anda gülmeye başladı ve geriye yaslandı.

“Tabi amk… Evli barklı kadın. Sakso da çekti mi bari…” dedi alaycı bir şekilde.

“Gerçekten lan… Daha saksoya düşemedik ama onu da yapacağım. Karı bana vermeye meyilli. Ona hediye aldım.” dedim.

“Hadi oradan oğlum bir git işine ya… Bana da mı oyun yapıyorsun.” dedi gülerek.

“Valla diyorum amk yemin mi edeyim.” dedim.

O anda duraksadı.

“Sen ciddi misin?” diye sordu.

“Evet amk sabahtan beri ne diyoruz…” dedim.

“Siktir amk. Öyle bir şey varsa dile benden ne dilersen… Yalancıyı sikmiyorlar ya…” dedi.

“İddiasına var mısın?” dedim bir parmağımı ona uzatarak.

“Varım amk…” dedi gülerek. “Evli kadınla, hem de öyle bir kadınla… Yeme beni amk…” dedi ve o da elini uzattı.

“1000 lira…” dedim.

“Hayır.” dedi. “100.000 olsun. Nasıl olsa enayi malı.” dedi gülerek.

“Çocukluk yapma işte. Sen haklıysan cebine 1000 lira girecek ama ben haklıysam 1000 lira benim cebime girecek. Onunla da ona altın kolye falan alacağım. Kadın böyle şeylere bayılıyor.” dedim.

“Tamam amk… Bu eve getirdin karıyı ve sana 31 çekti öyle mi?” dedi.

“Evet.” dedim.

“Tamam amk… Onu yapan bunu da yapar. Sakso çekerse sana 1000 lira vereceğim. Kamerayı da ben ayarlarım. Bir arkadaşımdan kalem kamera almıştım zamanında. Bir yerlerde olacaktı. Güzel alet sapıklık yapıyordum okulda.” dedi.

“Vay amk ne sapıkmışssın.” dedim.

“Ne sandın…” dedi ve kendi odasına gitti. Geri geldiğinde elinde normal bir kalem gibi gözüken bir kamera vardı. Gizli kamera olduğu hiç belli olmuyordu.

“Nerede yaptınız?” dedi.

“Bu koltuğun üzerinde.” dedim oturduğumuz koltuğu göstererek.

“İyi amk attırma bari koltuğa.” dedi. Kamerayı da elime tutuşturup nasıl kullanacağımı öğretti.

“Bak, tam buraya koyarsan tüm koltuğu görür. Kaydı da yapar. Sonra da izleriz. Eğer sen ona sakso çektir. 1000 lira benden çalışır.” dedi.

“Tamam amk…” dedim ve kamerayı şarja koydum.

Üç gün geçtikten sonra Emine teyze yine geldi. Bu sefer üzerinde mavi bir triko, altında da siyah bir etek vardı. Ama giydiği iç çamaşırının tüm hatları belli oluyordu.

“Nasılsın bugün…” dedim, o sırada temizlik yapıyordu kalçalarını hafifçe okşamaya başladım. O günden sonra hiçbir şeyden çekingem kalmamıştı.

“İyiyim… Biraz yorgun gibiyim.” dedi.

Kamerayı, tam koltuğu görecek şekilde ayarlamıştım. Tam da aradığım fırsattı. Artık bana karşı daha sakin ve uysal davranıyordu. Daha kolay tava gelmesi hoşuma gitmişti. Onu böyle uysal hale getirmek için bayağı uğraşmam gerekmişti ama emeklerimin karşılığını yavaş yavaş alıyordum. Yeniden ona hediye almayı kafamda biraz sorun etmiştim ama Mert’in vereceği 1000 lira ile birlikte ona hediye almak o kadar da sorun olmayacaktı. Tek sorun, ona sakso çektirmekti. Eli artık bana dokunmaya alışmıştı ama dudakları başka bir olaydı. Önce onu öpüşmeye ikna etmem, alıştırmam lazımdı.

“Gel biraz soluklan…” dedim ve ellerinden tutup onu koltuğa getirdim. Başta biraz nazlandı ama bir şekilde kucağıma çektim. Göğüslerini, kıyafeti üzerinden okşarken ne kadar büyük olduklarının farkına varıyordum.

“Ne tarz çamaşırlar giyiyorsun böyle… Çok kalın… Hissedemiyorum seni.” dedim.

“Ne bileyim… Normal şeyler işte…” dedi.

“Hangi renk giydin bugün…” dedim ve yavaşça trikosunu kaldırmaya başladım. Tam göbek deliğini görüyordum ki hemen elimi tutup üzerini başını düzeltti.

“Yapma öyle…” dedi.

“Hangi renk giyiyorsun…” dedim ve kalçasına bir tane şaplak attım. O anda nefesi kesildi ve iyice onu kucağıma çektim. Aygır gibi kadındı ama onu böyle tava getirdiğim için kendimle gurur duyuyordum.

“Beyaz işte…” dedi.

“Ne tatlısın öyle… Şu güzel dudaklara bak…. Ne tatlıdır onlar…” dedim ve başını tutup kendime doğru çevirdim. Dudaklarım, dudaklarına değdiği anda biraz irkildi ama yavaşça öpmeye devam ettim. Kucağımda daha rahat olduğunu hissedebiliyordum. Birkaç dakika boyunca dudaklarını hiç açmamıştı ama iyice kucağıma yayıldığını, kaslarının gevşediğini hissedebiliyordum.

Sonunda ağzını açtı ve bana karşılık vermeye başladı. O anda onu kendime çevirdim ve bacaklarını açtım. Eteği tam olarak açılmaya uygun değildi o yüzden tam olarak üzerime oturamadı ama kalçalarını iki elimle tutarken böyle öpüşmek bile beni deli ediyordu.Elleri boynumdaydı. Bir elim kalçasından ayrıldı ve onun elini tutup kasıklarıma doğru götürdüm. Pantolonumdan içeri eli girdiğinde kendimden geçecektim. Yavaşça kulağına doğru “Ne güzel dudakların var… Çok tatlı…” diye fısıldadım.

Yüzü kızarmıştı.

“Benim karım olsan o güzel dudakları bir dakika bile yalnız bırakmazdım.” dedim.

“Abartma…” dedi kıkırdayarak. Gülmesi hoşuma gitmişti.

“Ne abartma…” dedim gözlerinin içine ciddi bir şekilde bakarak.

“Her dakika öpecek halin yok.” dedi.

“Ben öpmekten bahsetmedim…” dedim ve yavaşça onu dizlerimden aşağı indirdim. Aynı anda omuzlarından bastırdım. Karşımda diz çöktüğü anda o anki görüntüsü bile beni boşaltmaya yeterdi. Ama kendime hakim olmam gerekiyordu. Harika bir görüntüsü vardı. Siyah başörtüsünden tutup başını kaldırdım ve gözlerinin içine baktım.

“Tadıma bakmanı istiyorum… Seveceğine eminim…” dedim.

O anda kalkmaya çalıştı ama omuzlarından bastırıp onu orada tuttum. Eğilip dudaklarına yapıştım ve öpmeye başladım. Bana karşılık verirken gözleri kapanmıştı. O da beni istiyordu. Harika bir gelişmeydi bu.

“Hadi bebeğim… Beni kırma… Hadi Emine teyze… ” dedim tahrik edici bir tonda.

“Ne istiyorsun…” dedi.

“Yala beni…” dedim.

“Bilmem…” dedi.

“Daha önce hiç yapmadın mı?” diye sordum.

“Denedim ama yapamadım. Ben bilmem öyle şeyleri oğlum.” dedi.

“Yaparsın Emine teyze… Merak etme… Dondurma yalar gibi… Hadi, kırma beni…” dedim.

O sırada gözüm kalem kameraya takıldı. Umarım kayıtta bir sorun olmaz diye düşündüm.

Aynı anda başından tutup kendime doğru çektim.

“Hadi çıkar üzerimi…” dedim. Elleri hızlıca kemerimi çözerken artık çıldırmak üzereydim. Gerçekten hayatımda hiç bu kadar erotik bir an yaşamamıştım. Bu kadının, böyle dizlerinin üzerinde bana itaat etmesi gerçekten de harikaydı. Boxerımı da çıkardığı zaman sertleşmiş erkekliğim karşısındaydı.

“Aç ağzını….” dedim. Hala utangaçtı.

Ağzını açtığı anda başını kendime doğru çektim ve yavaşça dudaklarından içeri erkekliğimin başı kayarken zevkin doruklarındaydım. O kadar güzeldi ki… Tıpkı ana rahmi gibi, sıcak ve ıslaktı.

“Ah… Harikasın Emine teyze… Süpersin…” dedim ve başını tutup kendime daha fazla bastırmaya çalıştım ama kendini geri çekti. Alışması gerekiyordu. Ben daha demeden elleriyle erkekliğimi sardı ve bana mastürbasyon yapmaya başladı.

“Ohhhh…”

İnliyordum, artık kamera da iddia da umurumda değildi.

“Harikasın Emine teyze…” derken artık aletimin yarısına kadarı ağzına girmişti bile. O anda ona bir daha baktım. Gözlerini kapatmışken bir kere açıp bana baktı ve o görüntüsü beni mest etti. Eliyle benim erkekliğimi tutarken, ağzının yarısına kadar içerideydim. Gözleri kocaman açılmıştı. Daha fazla dayanamadım.

“AHHHHH! Geliyorum… OHhh…..” diye inlerken bir anda başını tamamen kendime bastırdım ve o da öksürmeye ve kendini geri çekmeye başladı.

Ben titreyerek koltuğa yığıldığım sırada yarı baygın bir hale gelmiştim resmen birkaç saniye içinde. O sırada Emine teyzeye baktım. Eliyle ağzını tutup, sehpanın üzerindeki bardağı aldı ve içine tükürdü. Bardak saydamdı ve camın arkasında onun salyaları ile karışmış beyaz dölümü görüyordum. Harika bir görüntüydü.

“Seni seviyorum… Seviyorum… Emine teyzem benim…” dedim.

O anda dudaklarında oluşan o hafif gülümseme benim için sonsuz değerdeydi.

En son kameraya baktım.

Kayıt almıştım.

Emine teyzeye sakso çektirmiştim.

İddiayı kazandım.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *