Gençlik Maceralarım! (2)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Gençlik Maceralarım! (2)
Birkaç dakika geçmişti ki ayak sesleri geldi koridorda. Ardından da kapının kolu kımıldadı. Kapı açıldığında Aysun Hanım karşımdaydı, elinde küçük, siyah çantası vardı. Ayağa kalktım, bendeki heyecanı yılların deneyimi sayesinde hemen anladı. Gülümseyerek, “Korkma, seni yiyecek değilim!” dedi. Kapıyı kapattı. Elimde duran anahtarı alıp kilitledi. “Otur!” dedi. Ben oturunca o da yanıma oturdu. Berber Nuri’nin özenle kestiği saçlarımı okşayıp, “Dayın anlattı durumunu. Bu zamana kadar bir kadınla birlikte olmamışsın?” dediğinde utancımdan kızardım, bir şey diyemedim.

“Kız arkadaşın var mı peki?” diye sordu bu kez. “Var!” dedim, fısıltılı bir şekilde çıkmıştı bu söz ağzımdan. Aslında yoktu kız arkadaşım, hiç olmamıştı. Ama kadına daha fazla mahcup olmamak için yalan söylemiştim. Aysun Hanım yeniden saçlarımı okşadıktan sonra sol elimi tutup memelerine götürdü. Hayatımda ilk defa bir kadının memesine dokunuyordum. Kalbim deli gibi atıyordu. “Beni beğendiğini söyledi dayın!” dedi yanağımdan öptükten sonra. “Ben de senden hoşlandım, senin gibi bıyıkları yeni terlemiş delikanlıları çok severim. Çok ateşli olurlar çünkü!” dedi ardından. Kadının sözleri, elimin altındaki memeleri derken kendimi kaybedecek hale geldim. Kalp atışlarımın sesini belki de duyuyordu o anda.

Derken ayağa kalktı. Beyaz gömleğini çıkardı, kırmızı sutyeni ile kaldı. Elini arkaya atıp sutyeni açtığında büyük yuvarlak memeleri göründü. Bayılacaktım nerdeyse o anda. Çıplak bir kadın memesini ilk kez görüyordum hayatımda. Daha önce sadece pørnø dergilerinde görmüştüm kadın memesini. Her biri iki avucumu dolduracak gibi olan memelerinin kararmış büyük uçları vardı. Yaşından dolayı memeleri sarkmıştı.

Ayağındaki ayakkabıya benzeyen siyah topuklu terlikleri çıkarıp kenara fırlattıktan sonra, “E hadi, ne duruyorsun, sen de soyunsana!” dedi gülümseyerek. Elini arkasına atıp mini eteğinin fermuarını açtı. Parlak deri eteğini indirdiğinde, beyaz, üçgen şekilli bir külotla kaldı. Onu da yanlarından tutup sıyırdı, ayaklarından çıkardı. Hayatımda ilk defa gerçek bir am görüyordum. Pørnø dergilerde okuduklarım ışığında epeyce teorik bilgi edinmiştim o zamana kadar.

Amının epey büyük ve sarkık dudakları vardı. Hafif koyulaşmış, sütlü ile koyu kahverengi arası bir rengi vardı am dudaklarının. Temiz ve tıraşlıydı amı. Zaten vücudunda da herhangi bir tüy veya kıl yoktu. Aysun Hanım vücudu ile para kazanıyordu, doğal olarak bakımlıydı. İki elini beline koydu, “Ee, nasılım, söyle bakalım?” diyerek gülünce, “Çok güzelsiniz!” dedim fısıltıyla. Tek kişilik yatağa oturdu. Ben öylece bakarken, “Hadi soyunsana, ne bekliyorsun?” dedi beyazla sarı arası renkteki dişlerini göstererek gülerken. Ben üstümdekileri çıkartırken o da bana bakıp gülümsemeye devam etti.

Sonunda külotumu da indirdiğimde sikimin epey sertleştiğini gördüm. 14 yaşından beri düzenli olarak 31 çekiyordum. Günde birkaç kez 31 çektiğim zamanlar oluyordu. Şimdi ilk kez bir kadının karşısında anadan doğma bir haldeydim. Aysun Hanım baştan aşağı süzdü beni, ardından da elimden tutup kendine doğru çekti. Sağ elini birden sikime atıp okşamaya başladığında yutkundum. Kalbimin atışları had safhaya varmıştı. Aysun Hanımın maharetli eli sikimin kökünden kafasına kadar gidip geliyor, sikim her okşamasıyla daha da sertleşip büyüyor gibiydi. Arada sol eliyle taşaklarımı da okşuyordu.

Bana bakıp, “Hoşuna gitti mi?” diye sorunca, “Gitti!” dedim. Kadına karşı kibar olmaya çalışıyordum. Bir süre daha sikimi okşadıktan sonra birden ağzına aldı onu. Kendimi geri çeker gibi olduğumda, gülerek, “Ne oldu, gıdıklandın mı?” diye sordu. “Yok, çok heyecanlıyım, ondan…” dedim. “Tamam, sakin ol, kendini bana bırak, ben bunun için buradayım güzelim!” dedikten sonra yeniden sikimi aldı ağzına. Kırmızı rujlu dudakları ile sikimin kafasını emiyor, dibinden başına kadar ağzına sokup çıkartıyordu. Ara ara da diliyle dondurmayı yalar gibi hareketler yapıyordu.

Hareketleri bir zaman hızlanıp bir zaman yavaşlayarak bir dakika kadar sürdükten sonra yatağa uzanmamı istedi. Elimden tutup beni kendi uzandırdı yatağa. Kalkık sikimi okşadı, ağzına aldı bir süre daha. Ardından da, “Şimdi de sen yap bakalım!” diyerek yatağın üstüne çıktı, tam yüzümün üstüne işer gibi çömeldi. Ayakları başımın iki yanından yastığa basıyordu. Kadının amının dudakları, deliği tam gözlerimin önündeydi. O güne dek hiç am görmemiştim, ama şimdi birkaç santim ötemde bir tanesi duruyordu.

“Dilini çıkarıp yala dudaklarını!” dediğinde uzattım dilimi. Amının koyu dudaklarını yalamaya başladım. Kalbimin atışları fırladı yeniden, sikim zonkluyordu. Dilimin ucunda, sarkık, etli am dudakları yaprak misali kımıldıyordu. Dilimin her bir dokunuşu ile dudaklar sağa sola oynuyordu. Saniyeler içinde cesaretim yerine gelir gibi oldu. O ana dek kullanmadığım ellerimi bacaklarına attım. Aysun Hanım götünü biraz daha indirdiğinde amı tam ağzıma geldi. Artık amını dillemekten ziyade emiyordum.

Yıllarca sikilmişti amı. Daha kısa zaman önce kel kafalı adam sikmişti üstelik. Onun sikinin girdiği amının deliğine şimdi benim dilim giriyordu. Düşündükçe iğreniyordum, ama amının tadı o zamana kadar yaşamadığım, tatmadığım bir şey olduğundan bırakamıyordum. Sanki tezgahta kaç çeşit dondurma varsa hepsini büyük bir külaha koymuşlardı, ben de onu yalıyor, emiyordum. Tatlı, tuzlu, acı, ekşi tatlar geliyordu ağzıma. Ama dondurma gibi soğuk değil, sımsıcaktı. Alev alev yanan amının garip bir tadı vardı.

Aysun Hanım ellerini dizlerine dayamış götünü ileri geri, sağa sola oynatıyordu hafif hafif. Kel kafalı adamın sikmek istediği götü de görünüyordu. Göt deliğinde kıl ya da tüy yoktu, tertemizdi amı gibi. Deliğin ağzı çukurlaşmış gibiydi ve biraz da kararmıştı. Amının içiyse kıpkırmızıydı. Bacaklarındaki ellerimi amına attım, cesaretim daha da artmıştı sanki. İki elimin başparmaklarıyla amını ayırdım. Kırmızılığın içinde derin siyah bir boşluk çıktı ortaya. Yıllarca yediği yaraklar onu böyle genişletmiş, büyütmüştü. Amını ayırdıkça daha da büyüyor, genişliyordu üstelik. Dilim amının boşluğundaydı tamamen. Ancak Aysun Hanım “tamam, hadi bakalım” diyerek kalktı, yatağın üstünde ayakta durduktan sonra indi yere. Benden kalkmamı istedi.

Ben yataktan kalkarken kendisi küçük çantasını açtı, içinden bir kondom çıkardı. Daha önce sadece bir kere kondom kullanmıştım. Arkadaşımdan almış, kondomlu sikimle 31 çekmiştim. Aysun Hanım kondomu açıp, “Al bakalım!” dedi. Heyecandan nasıl takacağımı bilemedim, elim ayağım titredi. Ancak kendisi iyi bir ‘öğretmen’ olduğunu gösterip, kondomu, “Tamam, ben takarım!” diyerek aldı elimden. Yatağa oturup sertleşip dimdik hale gelmiş sikime taktı bir çırpıda. Ardından da sırtüstü uzanıp bacaklarını açtı iki yana. “Hadi gel bakalım!” diyerek elini uzattığında ben de yatağın üstüne çıkıp bacaklarının arasına girdim. Dizlerimin üstündeydim. Amı karşımdaydı.

İlk defa sikim bir amın içine girecekti. Yavaşça üzerine uzandım. Sikimi sağ elimle tutup amına doğru yaklaştırdım. Kondomlu sikimin kafası ilk anda amının dudaklarına değdi. O an yutkundum, dudaklarımı ısırdım heyecanla. Aysun Hanım gülümseyip, “Tamam hadi bekleme, doğru yoldasın!” dediğinde, “Tamam!” dedim fısıltıyla. Sikimi biraz daha bastırdığımda yavaş yavaş gözden kayboluşunu, amına girişini izledim. Çok garip bir duyguydu bu. Yıllardır hayalini kurduğum şey gerçek olmuştu, sikim bir amın içindeydi. Her yanım zangır zangır titriyordu, nefes alıp vermekte bile zorlanıyordum heyecandan. Sonunda sikim köküne kadar amına girmişti.

Aysun Hanımın yüzünde aynı gülümsemesi vardı yine. Kadın yıllardır o kadar çok yarak yemişti ki, benim sikim onun için çıtır çerez kalıyordu belli ki. “Girdi içine, tamam, şimdi yavaş yavaş git gel yapmaya başla!” dedi. Bir yandan da beni kendine doğru çekerken bacaklarını da kaldırdı havaya, belime doladı bacaklarını. “Memelerimi de emebilirsin!” dediğinde avuçladığım büyük, sarkık memelerinin koyu uçlarını emmeye başladım. Hayatımda annemin memesinden sonra ilk defa bir kadının memesini emiyordum. Bir yandan da belimi ve götümü yavaş yavaş oynatarak dediği gibi amında git gel yapmaya başlamıştım. Kondomlu sikim onun geniş, derin amına kolayca girip çıkıyordu.

Aysun Hanım yüzünde aynı gülümsemesi eşliğinde, “Hoşuna gitti mi?” diye sorunca, “Çok!” dedim, daha doğrusu diyebildim. Zira konuşacak halim kalmamıştı. Heyecan, coşku, utanç, korku bir sürü farklı duygular içindeydim. Yaşça çok büyük bir kadındı benden. Dayım bu nedenle onu benim için seçmişti, iyi bir öğretmendi çünkü. Yılların deneyimine sahipti. Nermin gibi genç biri olsa dayımın dediği gibi benimle alay edebilirdi belki de.

“Kolaymış değil mi?” dedi yüzümü iki elinin arasına alıp okşayarak. Ara sıra eğilip memelerini emiyor, ellerimle destek alıp göğsümü kaldırıyordum. “Tamam, şimdi biraz hızlan bakalım, daha güçlü şekilde yap!” dedi belimdeki bacaklarını havaya kaldırarak. Pompalama denilen şeyi yapmaya başladım. Belimi daha güçlü hareketlerle oynatıp sikimi daha sert şekilde sokup çıkartıyordum. Ancak bu durumun uzun soluklu olmayacağı belli olmuştu. Hareketlerim hızlandıkça boşalmaya yaklaşıyordum. Amına gireli kısa süre olmasına rağmen tıpkı 31 çekerken olduğu gibi kolayca boşalacak noktaya gelmiştim.

Sikimin darbeleri ile Aysun Hanımın vücudu sarsılıyor, memeleri ve havaya dikili uzun beyaz bacakları oynuyordu. Garip şekilde bu manzara kendime olan güvenimi artırıyordu. Altımızdaki metal karyolalı yatak da gıcırdıyor, sesler çıkartıyordu. Aysun Hanımın sağ ayağı duvara dayanmıştı şimdi. “Çok güzel, devam et, bak ne kadar kolaymış değil mi?” dedi ben hareketlerimi daha da hızlandırırken. Sonunda kendimi kaybettim, göğsüm sıkışıyor, her yanım yanıyordu. Aysun Hanımın amına boşalıyordum. Boşalırken gözlerimi kapadım, hırıltılı boğuk sesler çıkıyordu ağzımdan. İlk kez bir kadını sikmiş, amına boşalmıştım. Bunun verdiği tarifsiz zevki iliklerime kadar hissetmiştim…

Aysun Hanımın üstüne bıraktım kendimi. Ellerini sırtıma atıp okşuyor, yanaklarımı öpüyordu. “Aferin sana, ilk sefer için iyi iş çıkardın!” dedi daha sonra. Biraz kendime gelip doğruldum. “Tamam, hadi kalk bakalım!” dediğinde amından çıktım. Kondomun içinin döllerimle dolduğunu gördüm. Ben ayağa kalkarken Aysun Hanım da doğrulup kalktı. Yerde duran kıyafetlerini giyinirken ben heyecandan öylece duruyordum. “İyi miydi?” diye sordum çekinerek. “İyisin iyisin. Öyle ezik büzük durma, dik dur, erkek oldun artık, gül biraz, somurtma!” dedi gülerek. “Teşekkür ederim!” dedim yutkunarak.

Sonrasında aklıma gelen bir konuyu sormak istedim, ama biraz çekiniyordum. Lise arkadaşlarımdan biri gittiği kerhanede siktiği kadının sikinin boyu nedeniyle kendisiyle alay ettiğini anlatmıştı. Acaba benim sikimin boyu da alay edilecek kadar kısa mıydı? Utana sıkıla sorduğumda, “Hayatım takma kafana bunları, sikinin boyu gayet iyi. Önemli olan boyu değil onu nasıl kullandığındır, tamam mı aşkım? Eğer kullanmasını bilmezsen at gibi sikin olsa bile hiçbir işe yaramaz!” dedi gülerek. Sonra da, “Bunlara kafanı takma, sadece benden sana tavsiye, temizliğine biraz daha dikkat et, sikinin kıllarını kesmeyi ihmal etme!” diyerek yanağımdan öpüp çıktı odadan…

Kapalı odada bir süre daha kaldım çıplak halde. Daha önce başka adamların dölle dolu kondomlarını toplamıştım ama şimdi kendi kullandığım kondomu çıkarıp kağıt mendilin içine attım. Bozulan yatağı topladım. Üstümü giyinip yine odanın camını açtım. Kondomlu mendili tuvalete atıp işedim, ellerimi güzelce yıkadım.

Aşağı indiğimde Aysun Hanım yoktu. Dayım gülümseyip sırtıma vurdu, “Aferin!” dedi. Dayıma bana bu fırsatı verdiği için ne kadar teşekkür etsem azdı. “Canın sıkıldıysa git biraz dolaş!” deyince, “Bilmem ki?” dedim. Cebinden para çıkarıp uzattı, “Al, biraz dolaş iyi gelir, dönüşte arka tarafta hamam var, orada yıkanırsın!” dedi saçımı okşayıp. “Kaybolmazsın değil mi, öyle bir şey olursa otelin adını söyle tarif ederler. Sağına soluna da dikkat et!” deyince, “Tamam dayı!” deyip çıktım dışarı…

İzmir İstanbul’dan daha sıcaktı. Sokaklarda mini şortlarla, etek ve elbiselerle, askılı bluzlarla dolaşan kadınlar ve kızlar vardı çokça. İstanbul’da anca sahil taraflarında görülebilen bir şey İzmir’in ara sokaklarında karşıma çıkıyordu. Hepsi de güzel ve çekici kızlar, kadınlardı. Babamla kavga etmem, sonrasında annemin beni buraya göndermesi çok iyi olmuştu. Hayatımda yeni bir başlangıç yapmıştım daha gelişimin ilk gününde. Otobüsten bakir bir delikanlı olarak inmiştim ama şimdi göğsüm kabarık, gerçek bir erkek olarak yürüyordum. Ayrıca sikimin boyunun da iyi olduğunu yılların ustası bir kadından duymuştum.

Otelin olduğu bölgede başka otellerin yanı sıra çokça gece kulübü ve pavyon vardı. Her birinin tabelalarına baka baka yürüyordum. Ara sıra yabancı oldukları belli olan uzun boylu, manken gibi kadınlar yanımdan geçip gidiyordu. Rus ve Romen kadınlarıydı bunlar. İstanbul’da arkadaşlarla Beyazıt ve Laleli tarafına gittiğimiz bir gün bunlardan bol bol görmüştük. Burada da vardı onlardan. Acaba dayım bunlardan birini sikmiş miydi hiç? Kendi kendime (Tabii sikmiştir, adamın bunun için oteli var!) dedim. Belki ben de bunlardan birini sikebilirdim. Yaşlı Aysun Hanımdan sonra ilik gibi gencecik bir Rus’u sikmek bambaşka bir şey olurdu…

Yürüye yürüye sahile çıktım. Meşhur Konak sahiliydi burası. Ara sokaklarda, caddelerde gördüklerimden daha çekici kadınlar, kızlar doldurmuştu sahili. Felaket bir şeydi çoğu. Mini mini şortlar, etekler, elbiseler havada uçuşuyor, çıplak bacaklar, göğüsler, memeler insanın ağzına ağzına giriyordu. Sahilde yürürken bile insanın ister istemez siki kalkıyordu. Dayımın verdiği parayla bir sigara alıp denize karşı içe içe yürüdüm. Kadınları, kızları kestim. Dayım yıllardır İzmir’de yaşamakla iyi yapıyordu. Bizim gibi İstanbul’un pisliğini çekmiyordu.

Akşamüstü olmuştu artık, ortam daha da canlanmış, cıvıl cıvıl olmuştu. Bir süre daha dolaştıktan sonra otele yürüdüm. Kaybolmam sanmıştım ama kadınlar, kızlar aklımı başımdan almış geldiğim yolları karıştırmıştım. Bir gazete bayisine dayımın otelinin adını ve Basmane’de olduğunu söyledim. “Ne yapacaksın sen orada?” dedi adam gülerek. Oraların nasıl bir yer olduğunu biliyordu demek ki. Otelin adını bilmese de nasıl gidebileceğimi tarif etti.

Adamın dediği yolları takip edince geldiğim yolu buldum hemen. Otele doğru yaklaşırken fahişeler, pezevenk olduğu belli olan karanlık tipli adamlar, travestiler de sokaklara çıkmıştı. Otele gidene kadar fahişe ve travestilerin laf atmalarına, pezevenklerin, “Delikanlı, bayan ister misin?” sorularına maruz kaldım. Kendimi zor bela otele attım.

Otel gündüze göre daha kalabalıktı. Lobide birkaç adamla iki kadın vardı. Kadınlar hiç de fahişe gibi görünmüyordu. Otelde normal insanlar da kalıyordu anlaşılan. Dayımın yanında genç bir adam vardı. Adının Akın olduğunu, geceleri kendisinin yerine resepsiyonda çalıştığını söyledi dayım. Akın efemine tipli birisiydi. Sulu ve cıvık bir şekilde, “Ay senin yeğenin bu yakışıklı mı?” dedi sırıtarak.

Dayım, “Neredesin oğlum bu saate kadar?” deyince, “Dolaştım biraz dayı…” dedim. “İyi, tamam, sen o zaman al bavulunu git yengene. Adresi kağıda yazdım, al bakalım. Taksiyle git!” dedi. Selma Hanım lobidekilere çay veriyordu o sırada. Dayım hamama gidip gitmediğimi sorduğunda, “Unuttum dayı, gezmeye dalınca…” dediğimde, “Neyse boş ver, yengende yıkanırsın!” dedi.

Bavulumla birlikte çıktım. İlerden bir taksiye binecekken travestinin biri yanımdan koşarak geçti. Arkasından da bir adam küfrederek koşuyordu. Nasıl bir yerdi burası böyle? Korka korka bindim taksiye. Taksiyle giderken adamın travestiyi yakalayıp boğazını sıktığını gördüm. Taksici, “Amına koyduğumun ibneleri, bunların hepsini Yunan gibi dökeceksin denize!” dedi sırıtarak. Sonra da, “Ama bazıları acayip oluyor ha, kadından daha kadın!” dedi iğrenç bir sırıtma eşliğinde. Adamın sözlerine karşılık vermedim hiç…

[Orkun]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *